| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
MEMUR-SEN BAŞKANI VARAN HABER'E KONUŞTU!Ahmet Gündoğdu, Yusuf Güler'in sorularını yanıtladı.(ÖZEL)
MEMUR-SEN Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu Varan Haber Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Güler’in sorularını yanıtladı. “Anayasa değişikliği de yargı reformu da bir an önce yapılmalıdır.” VARAN HABER: Sayın, MEMUR – SEN Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu sendikanızın üye sayısında son yıllarda ciddi bir artışın olduğu görülmektedir. Bu artışı neye bağlıyorsunuz? GÜNDOĞDU: Üye artışımızın temel nedeni doğru sendikacılık yapmamızdır. Nedir doğru sendikacılık? Kamu görevlilerinden yana, milletten yana olmaktır. Bürokratik oligarşinin çizdiği antidemokratik yol haritalarında güç odaklarının değirmenine su taşımamaktır. Memur-Sen, özelde kamu görevlilerinin sosyo-ekonomik çıkarlarını korumak ve yaşam standartlarının yükselmesi için yoğun bir çaba harcarken, genelde ise darbecilere karşı milletin hukukunu korumak için demokratik mücadele vermektedir. Diğer yandan Çin zulmüne maruz kalan Uygur Türklerine, İsrail’in imha politikalarına karşı direnen Filistinlilere, ABD ve ortaklarının zulmü altında inim inim inleyen Irak ve Afgan halkına sahip çıkarak mazlumdan yana tavrını ortaya koymaktadır. Memur-Sen’in bireyinden başlayarak kamu görevlilerine oradan da tüm insanlığın sorunlarına çare arayan bu yaklaşımı toplum nazarında karşılık bulmakta ve üye artışlarında etkili olmaktadır. VARAN HABER: Türkiye’deki işsizlerin belli bir oranını öğretmen adayları oluşturmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak sadece çalışan öğretmenlerin mi hakkını savunuyorsunuz; yoksa atanmayı bekleyen öğretmen adayları için de herhangi bir çalışmanız oldu mu? GÜNDOĞDU: Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen olarak, tüm işsizlerin sorunlarıyla yakından ilgileniyoruz. Ekonomik ve Sosyal Konsey ile Ekonomi Koordinasyon Kurulu gibi sosyal diyalog zeminlerine sunduğumuz raporlarda işsizliğin çözümü, en azından minimize edilmesi için 40’a yakın öneri ve teklifte bulunduk. Bu önerilerimizin bir kısmı uygulamaya konuldu, bir kısmının da halen uygulanacağını ümit ediyoruz. İşsiz öğretmen adaylarına gelince bu ülkemizin kanayan bir yarasıdır. Öğretmen adaylarının işsiz kalmasının temelinde YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir araya gelip ihtiyaç belirleme yapmamasından kaynaklanıyor. Diğer bir neden ise ülkenin halen öğretmen ihtiyacı olmasına rağmen Maliye Bakanlığı ve bürokratlarının öğretmen alımı için izin vermemesi. Planlama hatasının zaman içinde düzeltilmesi ve eğitim sisteminin öğretmen açığının giderilmesi durumunda işsiz öğretmen adaylarının sayısında çok ciddi bir azalma olacağını düşüyorum. VARAN HABER: Kamuda farklı istihdam türlerinin olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kimi ücretli, kimi sözleşmeli, kimi ise kadrolu ; kimi SSK’ya bağlı, kimi Emekli Sandığına, Çalışanlar arasındaki fırsat eşitliğini zedeleyen böyle bir atama şeklini doğru buluyor musunuz? GÜNDOĞDU: Memur-Sen olarak, kamudaki farklı istihdam türlerini olumlu bulmuyoruz, kaldırılması için gerekli mücadeleyi veriyoruz. Kamuda aynı işi yapan öğretmen düşünün: Biri kadrolu, biri sözleşmeli, biri ücretli ve diğeri usta öğretici. Hepsinin sosyal güvenceleri farklı. Basit bir örnek vereyim:Sözleşmeli öğretmen okul müdürü veya müdür yardımcısı olmak için müracaat ediyor. Yetkililer, ‘sen sözleşmelisin, müdür olamazsın’ diyorlar. Fazla söze gerek yok. Bu durum bile eşitsizliği ortaya koyuyor. 4/C, 4/B ve 4624 sayılı kanun ile çalışan sözleşmelilerin özlük haklarının da önemli kazanımların elde edilmesini sağlayan Konfederasyonumuz, söz konusu sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi için gerekli tüm girişimleri yapmaktadır. VARAN HABER: Aileden sorumlu eski Devlet Bakanı, şimdi ise Milli Eğitim Bakanı olan Sayın Nimet Çubukçu’ya toplumun temel yapısı olan aile kurumunun yok olmaması konusunda neler hatırlatmak istersiniz? Hala sözleşmeli atama yapmaya kararlılar mı? GÜNDOĞDU: Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, göreve başlar başlamaz verdiği müjdelerden biri ‘bundan sonra sözleşmeli öğretmen atamayacağız’ olmuştu. Bu eğitim camiasında önemli bir motivasyon üretti. Ancak…. Banka promosyonlarının yüzde 70’inin kamu görevlilerine ödenmesi uygulaması ilk Milli Eğitim Bakanlığı’nda başladı. Bu Eğitim-Bir-Sen’in önerisiyle yüzde 100’e çıkarıldı. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı ilkleri yapmayı seviyor. Biz bir ilk daha yaparak sözleşmeli uygulamasının bakanlıkta tamamen kaldırılmasını bekliyoruz ve bu noktada umutluyuz. VARAN HABER:Türkiye’de asgari ücret 577 lira iken; asgari ücreti belirleyenlerin maaşları 8 bin liranın üzerinde MEMUR- SEN olarak bu uçurumunun giderilmesi için herhangi bir çalışmanız oldu mu, asgari ücreti belirleyenlere bu hususu hatırlattınız mı? GÜNDOĞDU: Asgari ücretin belirlenmesinde memur konfederasyonlarının bir rolü olmuyor. Asgari ücreti Hükümet, TİSK ve Türk-İş üçlüsü belirliyor. Ancak, Memur-Sen olarak, asgari ücretin bir açlık ücreti olduğunu her zeminde söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Bu konuda sosyal bir kriter vardır: Asgari ücretle en yüksek memur maaşı arasındaki fark 11 katın üzerinde olursa o ülkede sosyal riskler artmış ve sosyal patlamalar kapının eşiğinde demektir. 5 katlık bir fark ise tolere edilebilir bir farktır. Türkiye asgari ücretle en yüksek memur maaşı arasındaki farkı 5 katın altına çekmelidir. Bu fark en düşük memur maaşını esas aldığımızda 6 kat civarında, asgari ücreti baz aldığımız da ise 9 kata kadar çıkmaktadır. VARAN HABER: İşverenler asgari ücretli bir çalışana 577 lira maaş verirken devlete de SGK primi ve vergi olarak 400 liranın üzerinde ödeme yaptıklarını dile getiriyorlar. Vergi ve SGK primlerin oranının düşürülerek bu paranın çalışanın maaşına yansıtılması birçok problemi ortadan kaldırmaz mı? Çalışanın hakkının bu şekilde elinden alınması doğru bir yöntem mi? GÜNDOĞDU: AB ülkelerinde işverenin ödediği sosyal güvenlik yükleri yüzde 28’lerin altındadır. Bu oran bizde yüzde 40’ları buluyordu. Ancak, son yıllarda yapılan sosyal güvenlik reformlarıyla bu oran yüzde 30’lara kadar düştü. Bir miktar daha sosyal güvenlik yüklerinden azaltmaya gidilerek işverenlerin uluslar arası rekabet edebilirlikleri ve istihdam sağlama kapasiteleri artırılabilir. Bundan da ekonomimiz ve ülke kazanır. VARAN HABER: Yapılan son anketlere göre halkın yüzde 33.3’ü açılımı desteklerken yüzde 59.2’si açılımı desteklemiyor. Bu konuda Memur – Sen olarak sizin düşünceleriniz nelerdir? (Metropoll Araştırma Şirketi) GÜNDOĞDU: Bu konuda farklı farklı anketler var. Anketler üzerinden yorum yapmak istemiyorum. Ancak, Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı olduğu kesin. Adı ister demokratik açılım isterse kardeşlik projesi olsun mutlaka bir demokratikleşme yolunda ilerleme şart. Türkiye’de darbe dönemlerinin son bulması, faili meçhullerin aydınlatılması, herkesin eşit vatandaş temelinde buluşması ve bürokratik oligarşinin son bulması için demokratikleşmeyi destekliyoruz. Memur-Sen olarak, hazırladığımız rapor ve düzenlediğimiz kongrelerle bu sürece katkı sunmaya çalıştık, sunmaya da devam edeceğiz. Türkiye, ikinci ve üçüncü sınıf demokrasiyle hukukun üstünlüğünü, insan haklarını teminat altına alamaz, milletin refahını sağlayamaz. Demokratikleşmenin özelde bizi ilgilendiren boyutu ise memur açılımıdır. Kamu görevlileri ve sendikaları artık grevli toplu sözleşme hakkı istemektedir. Bu talebimizin demokratikleşme sürecinin içinde ele alınarak toplu görüşme düzeninden toplu sözleşme düzenine geçmek istiyoruz. VARAN HABER: Grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hak noktasında Abant toplantısından somut bir sonuç çıktı mı? GÜNDOĞDU: Abant Çalıştay’ından net kararlar çıktı. Bu kararlar şöyle: 1- Kamu görevlilerimizin toplu pazarlık ve grev hakları, ülkemiz tarafından imzalanan ve onaylanan insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerde mevcut olduğundan, anayasada bu hakların kullanımını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. 2- Kamu görevlilerinin sendikal haklarının anlamlı bir bütünlüğe kavuşturulması için toplu sözleşme ve grev haklarını hayata geçirecek düzenleme yapılması, insan haklarına saygılı, demokratik ve sosyal bir devlet olmanın gereğidir. 3- Kamu çalışanlarının örgütlü yaşamlarının grev ve toplu sözleşme düzeniyle geliştirilmesi ve ileri haklarla donatılması için katılımcılık ve şeffaflık ilkeleri çerçevesinde gerekli yasal düzenleme hazırlık çalışmalarına zaman geçirilmeden başlanması, Avrupa Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerindeki çekincelerin kaldırılmasına yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu kararlarla devletin üst düzey bürokratlarının katılımıyla grevli toplu sözleşmeli sendikal hakkın uluslar arası mevzuatın teminat altında olduğu, bu teminatlar ışığı altında bu hakların kamu görevlilerine zaman kaybedilmeden verilmesi ve bunun için yasal düzenlemelerin başlatılmasına karar verildi. Bu olumlu bir gelişme. VARAN HABER: Demokratikleşme ve yeni bir anayasa üzerinde çalışmaların yapılması gerektiği birçok yazar, aydın, sivil toplum kuruluşu ve siyasetçi tarafından dile getirilmektedir. Türkiye’nin gerçekten yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı var mı? GÜNDOĞDU: Türkiye’nin her açıdan yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Vesayetçi demokrasinin sona ermesi, milli iradeyi yok sayan yargı kararlarının ortadan kalkması ve yargı reformunun gerçekleştirilebilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tam uygulanabilmesi, anayasadaki ayrıcalıklı kurumların yeniden yapılandırılması için yeni bir anayasa şart. Her şeyden önce 12 Eylül ürünü militer anayasanın sivil ve demokratik bir anayasayla sona erdirilmesi için gerekli. Memur-Sen olarak, yeni bir anayasa yapmanın tam zamanıdır diyoruz. Fırsat kaçtı değerlendirmelerine katılmıyoruz. Bu parlamento Anayasa yapmaya yetkilidir ve mutlaka bu yasama döneminde bunu başarmalıdır. VARAN HABER: Son günlerdeki HSYK’nın kararını nasıl yorumluyorsunuz? GÜNDOĞDU: HSYK’nın hukukun gereğini yapan savcıların yetkilerini ellerinden alması tuzun koktuğunun göstergesidir. Yüksek yargının hukukun üstünlüğünü değil üstünlerin hukukunu esas aldığı açıkça görülmüştür. Biz hukukçuların değil, hukukun esas alınmasını bekliyoruz. Yüksek yargı kendisini zaman zaman yasamanın zaman zaman da yürütmenin yerine koymakta ve yetkisini aşmaktadır. Bu milli iradeye saygısızlıktır ve hukuksuzluktur. Katsayı, 367, başörtüsü kararlarında bunu gördük. Dolayısıyla Türkiye’de acil bir yargı reformuna ihtiyaç vardır. Herkesin kendi işini yaptığı bir sistemi kurmak gerekir. O zaman Türkiye demokratikleşme yolunda bir adım daha yol almış olur. VARAN HABER: Bir dönem efsane komutan olarak adlandırılan bazı kuvvet komutanlarımız şu anda Ergenekon ve Balyoz iddialarıyla gündeme gelmektedir. Bu konuda siz neler söylemek istersiniz? GÜNDOĞDU: Gözaltında olan komutanlar gerçekten bu suçları işlemişler midir, işlememişler midir? Bunu hukuk ortaya koyacak. Bir iddia varsa hukukun birinci ilkesi iddia edilenin gereğini yapmak üzere hangi makamda olursa olsun gerekli işlem yapılmalıdır. Türkiye de artık kişilerin apoletlerine makamlarına bakılmaksızın bir suça bulaştıkları söz konusu ise yargının önüne çıkarılıyor . Bu durum normalleşme adına Türkiye’nin kamburlarından kurtulması adına çok önemlidir. İkinci önemli konu evrensel hukuk gereği herkese savunma hakkı verilmeli. Bu ikisinin ön plana çıkarılmasında yarar var. Devletin hukuk yüzü öne çıkmalıdır. Ülkemizde yer altından silahlar çıkıyor; başka ülkeler yer altında maden ararken biz silah arıyoruz. Her gün yeni bir plan çıkıyor, bir ıslak imza, bir kuru imza, emaysa protokolü vs. Demek ki millet iradesinin önüne engeller konulmuştur. Milletin iradesinin tecelligahı meclis olması gerekirken, meclis devre dışı bırakılarak bu millete bir takım yanlışlar yapılmıştır. Bugün de yanlışların ortaya çıkması adına önemli adımlar atılıyor. Suç işlemişlerse üzerine gidilmeli sonuna kadar cezalarını çekmeliler. İşlememişlerse, suçsuzlarsa suçsuzluklarının ispatını yapmalılar. Dokunulmaz zannedilenlere, hukuk devleti olan her ülkede dokunuluyor. Bizde ise bu zamana kadar hukuk garibana, mazluma işlemiş ancak belli makamlara gelenlere işlememiştir. VARAN HABER: Son olarak kamuoyuna ne söylemek istersiniz? GÜNDOĞDU: Hangi konumda olursa olsun herkes milli iradeye sahip çıkmalı ve kendi işini en iyi bir şekilde yapmalı. Bu bir vatandaşlık görevidir. Türkiye’nin dünya demokrasi liginde en önlerde olması 72 milyon insanımızın geleceği için olmazsa olmazdır. Bu yolda herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Bu duygularla daha demokratik, daha özgürlükçü, daha kalkınmış bir Türkiye’de buluşmak dileğiyle, tüm okuyucularınızı sevgiyle selamlıyorum.
Bu habere toplam 9 yorum yazylmy?tyr. Mehmet
[ 25 Şubat 2010, 19:34 ]
Ülkemizde üniversite mezununun maaşı eşit olmalı. Mesela İst. Ün. Edebiyat Fakültesi mezunu Öğretmen veya bir kurumda Devlet Memuru, Hukuk Fak. Mezunu Savcı veya Hakim, Tıb Fak. mezunu Doktor Hepsi de fakülte mezunu Hizmet süreleri aynı yılsa aynı maaşı almalı. Devlet O zaman Devlet gibi Yönetilmiş olur.
sözleşmeli
[ 25 Şubat 2010, 17:54 ]
arkadaşlar bende diğer sözleşmeli arkadaşlarımın yaşadığı sorunları yaşyorum sayın bakanımız sözleşmeli öğretmen alınmayacak,kalmayacak dedi ama henüz hiçbir icraat yok
SELİM
[ 25 Şubat 2010, 16:17 ]
sayın genel başkanımı örnek çalışmalarından dolayı kutluyorum
|
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLARGALERİ |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Beden Dili
Kitap Oku
Prefabrik Evler
Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||